HIZLI ERİŞİM

2020 Afyonkarahisar Sevgi Yılı


Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım.
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz.

Yunus Emre 

İlimiz genelinde; “Sevgi” şuurunu ve sevginin bütünleştirici gücünü yaymak ve hâkim kılmak, Türk gelenek ve göreneklerinin yansımalarının en güzel örneklerinden biri olan Afyonkarahisar’da bu gelenekleri gelecek nesillere taşımak, Teknolojiyle büyüyen yeni nesilde sevgi, saygı, yardımlaşma gibi erdemlere yönelik farkındalık oluşturmak, Afyonkarahisar’daki sevgi kültürünün Türkiye’ye örnek rol model olabilmesini sağlamak, Selamlaşmanın toplumumuzda yaygınlaşması ile toplumsal huzurun ve kardeşlik duygularının pekişmesi, komşuluk ilişkileri, akrabalık bağları ve aile bireyleri arasındaki iletişime olumlu yönde katkı sağlamak gayesiyle, Afyonkarahisar Valiliği himayesinde koordine edilen “2020 Afyonkarahisar Sevgi Yılı” projesi faaliyetleri 13.03.2020 tarihi itibariyle başlamış bulunmaktadır.

“Proje Uygulama Takvimi ve Ay Bazlı Temaları” aşağıda belirtildiği şekilde gerçekleştirilecektir:

YIL AY KONU
2020 MART SELAMI YAYALIM
2020 NİSAN YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
2020 MAYIS KOMŞULARLA BULUŞMA TANIŞMA PAYLAŞMA
2020 HAZİRAN NEZAKET VE TEBESSÜM
2020 TEMMUZ SILA-İ RAHİM
2020 AĞUSTOS VATAN VE BAYRAK SEVGİSİ İLE ZAFER AYI
2020 EYLÜL TABİAT SEVGİSİ
2020 EKİM AİLE İÇİ İLETİŞİM
2020 KASIM DOSTLUK VE VEFA
2020 ARALIK ŞÜKÜR VE TEŞEKKÜR
2021 OCAK EŞİTLİK, ADALET VE KUL HAKKI
2021 ŞUBAT EMPATİ

Faaliyetleri bir yılı kapsayacak olup; Mart 2020­-Mart 2021 arasında uygulanacak proje kapsamında AFSÜ’de gerçekleştirilen etkinliklere ilişkin bilgiler bu sayfadan paylaşılacaktır.

AFSÜ 2020 Afyonkarahisar Sevgi Yılı Etkinlikleri

Selamı Yayalım (Mart 2020 Teması)

Selam ve Selamlaşma

Selam, huzur, barış, güzel dilekler sunma anlamlarına gelir. İnsanların, birbirlerine sağlık, huzur, güven ve barış temennilerinde bulunmasına ise selamlaşma denir.

Selamlaşma şekli, kültürden kültüre, ülkeden ülkeye farklılıklar gösterse de ifade ettiği anlam aynıdır. Selamlaşma; sıcaklık, barış ve saygı ifadeleri içerir. Selam vermek, kabul edişi, saygıyı gösterirken selamdan kaçmak, vermemek, görmezden gelmek kibir, reddediş, aşağılama şeklinde anlamlandırılabilir.

Selam verdiğimiz kimseye: onun için iyi dileklerde bulunduğumuzu, ona güzel duygular beslediğimizi, iyi niyetli olduğumuzu ifade etmiş oluruz. Bu bağlamda selamlaşma sadece bir söz ve beden dilinin ötesinde, karşılıklı bir duygu alışverişidir. Bireyin hem kendine hem de karşısındakine saygı duyduğunun, güvende hissettiğinin ifadesidir.

Selam verene de alana da benzer duyguları yaşatır ve insanın en temel psikolojik ihtiyaçları olan güven, değerlilik ve saygı duygularına hitap eder.

Selamlaşma, insanlar arası sağlıklı iletişimin başlangıcı ve anahtarı olarak düşünülebilir.

AFSÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Üzer

Selamlaşmanın Önemi

Covid-19 Salgını sebebiyle öğrenimlerini uzaktan sürdüren AFSÜ Genç Yeşilay Topluluğu üyesi öğrencilerimizin selamlaşmanın önemini anlattığı videosu:

Yardımlaşma ve Dayanışma (Nisan 2020 Teması)

AFSÜ Genç Kızılay Topluluğu üyesi öğrencilerimizin Covid-19 Salgını sürecinde Afyonkarahisar’da gerçekleştirdiği yardımlaşma ve dayanışma etkinliklerini gösteren video:

Komşularla Konuşma Tanışma Paylaşma (Mayıs 2020 Teması)

Sıla-i Rahim (Temmuz 2020 Teması)

Sıla-i Rahim’in Anlamı ve Önemi

“Sıla-i rahim yapan, akrabasından gördüğü iyiliğe karşılık veren değil, akrabası kendisiyle ilişkiyi kestiğinde bile ona iyilik yapandır.” (Buhârî, Edeb, 15)

Sıla, bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yerdir. Rahim ise akrabalık, hısımlık, yakınlık, kuvvet gibi kelimelerle dile getirilen insani yakınlığı ifade eder. Sıla-i rahim: akrabayı ziyaret etmek ve onlarla görüşmek ve haberleşmek; ilişkiyi devam ettirmek ve akrabaların kusurlarını affetmektir.

İnsan yalnız başına değil, toplumda yaşamaya elverişli olarak yaratılmıştır. Akıl ve ruh sağlığı yerinde hiç kimse etrafında ailesi, çocukları, akrabaları ve dostları olmadan yaşamaya uzun süre tahammül edemez.

Allah insanları birbirlerine karşı merhamet ve sevgiyle donatmıştır. Kadın-erkek arasındaki sevgi ve merhamet ilişkisi nasıl kuvvetli bir bağ ise akrabalar arasındaki bağ da öyle kuvvetli bir ihtiyaçtır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Allah buyurdu ki: Ben Rahmân’ım, akrabalığı, rahimi ben yarattım ve ismim olan Rahmân’dan ona isim verdim. Kim akrabaya iyilik ederse, ben de ona iyilik ederim. Kim de ondan ilgiyi keserse, ben de ondan ilgiyi keserim.”[1]

Zaman zaman akrabalar arasında tatsızlıklar ve sürtüşmeler yaşanabilmektedir. İnsanın zayıf, aceleci ve bencil olması imtihanının bir parçasıdır. Bunun içindir ki dinimiz “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin.”[2] buyruğuyla akraba bağlarını korumayı iman ile ilişkilendirmiştir. Bu sıkı ilişki, akrabalara karşı ilginin ne denli önemli olduğunun kanıtıdır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”[3]

Akrabalarımıza karşı merhamet ve ilgi gösterme; onları arayıp sorma ve ziyaret etme anlamlarına gelen sıla-ı rahim, insanın yaradılışına uygun bir davranış şeklidir. Unutulmamalıdır ki merhamet merhameti, iyilik iyiliği doğurur. Bu yönüyle sıla-i rahim toplumsal hayata renk ve canlılık kazandırır. Ama bu aynı zamanda sabır, af ve süreklilik ister.

Akrabaların mümkün oldukça ziyaret edilmesi, zaman zaman aranıp hâl ve hatırlarının sorulması, maddi ve manevi sorunlarının giderilmeye çalışılması üzerimizdeki bir sorumluluk ve bir ibadettir. Böylece hem çocuklarımıza iyi örnek oluruz hem toplumsal hayatı zenginleştirmiş oluruz hem de sevap kazanmış oluruz.

[1] Tirmizî, Sünen, 7/137, H. No: 1830 (Mektebetu Şamile)
[2] Buhârî, Sahih, 19/105, H. No: 5673 (Mektebetu Şamile)
[3] Buhârî, Sahih, 18/437, H. No: 5559 (Mektebetu Şamile)

Vatan ve Bayrak Sevgisi ile Zafer Ayı (Ağustos 2020 Teması)

Aile İçi İletişim (Ekim 2020 Teması)

Aile İçi İletişim Nedir?
AFSÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Ahmet Üzer
İletişim, dil kullanarak ya da kullanmaksızın insanlar arasındaki duygu, düşünce ve yaşantıların ifade edilme yöntemidir. Aile içi iletişim; aile bireylerinin birbirlerine karşı duygularını, düşüncelerini, sözel ve sözel olmayan davranışlarını kapsar.

İnsanoğlunun her halinin bir mesaj ifade ettiği, iletişimsizlik halinin mümkün olmadığı düşünüldüğünde iletişim ister sözlü ister sözsüz, ister yazılı isterse jest ve mimikler aracılığı ile olsun bireyler arasında bir anlam ifade eder ve bireyler arasında anlamların ortak paylaşımı olarak tanımlanabilir. Bu iletişim sağlıklı olarak kurulduğunda, aile bireyleri kendisinin ve ailenin diğer fertlerinin duygu ve düşüncelerini daha iyi anlayabilir hale gelir.

Toplumun en önemli yapı taşı ailenin ve aile içi iletişimin sağlıklı olması, bireylerin biyopsikososyal gelişimlerini doğrudan etkileyecek toplumun gelişmesine katkı sağlayacaktır. Sağlıklı iletişim kuran anne babalar çocuklarını dinler, onlara dikkat eder, bedensel, duygusal veya zihinsel temas yoluyla onların davranışlarının ve duygularının biçimlenmesinde önemli bir rol oynar. Çocuklarına iyi örnek olmak isteyen ana-baba, önce kendi içlerinde barışık, huzurlu birer birey ve sağlıklı birer model olmalıdırlar.

Aile içi iletişimde sağlıklı olan hiç bir çatışma yaşanmaması değil, çatışmanın çözümlenme biçimidir; çatışmanın sağlıklı bir biçimde çözümlenmesi ancak etkili iletişim becerilerinin kullanılması ile mümkündür. Sağlıksız ailenin iletişim kalıpları: yargılama, denetleme, üstünlük taslama, zıtlık içeren mesajlar kullanma, fazla kabullenme/fazla eleştirme, kişiselleştirme, günah keçisi yapma olarak sayılabilir.

Sağlıklı ve etkili bir aile içi iletişim için;

 Aile üyelerinin birbirlerine yeterince zaman ayırması,

 Aile bireylerinin istediklerini, beklentilerini, bireyi üzen ya da sevindiren şeyleri, direkt olarak iletebilmesi, açık olması,

 Etkin dinlemenin esas alınması,

 İletişim kurulan kişinin yaşının ve olgunluk düzeyinin dikkate alınması,

 Aile içerisinde koyulan kuralların nedenlerinin çocuklara/aile fertlerine ifade edilmesi ve tutarlı davranılması,

 Ne olursa olsun bireylerin/çocukların etiketlenmemesi,

 Koşullu sevgiden kaçınılması,

 Bireylerin güçlü ve zayıf yanlarını aile fertleri ile konuşmaktan çekinmemesi,

 Yargılamadan kaçınılması,

 Empatik tutumun esas olması

gerekir.

Aile İçi İletişim ve Ekran Bağımlılığı
AFSÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Gizem Gerçek
Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan en küçük insan topluluğu olmasına rağmen toplumun temel taşı durumundadır.

İlişki; doğumdan itibaren gerçekleşen, güven ve samimiyete dayanan, başkalarıyla duygusal bağlar kurma sürecidir. Bebekler, çevrelerindeki kişilere bağlanmaya ve ilişki kurmaya güdülenmiş bir şekilde dünyaya gelirler ve hayatları boyunca güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurmak için sosyal becerilerini geliştirirler.

Çocuğun aile içindeki iletişim ve etkileşimi, toplumsal yaşamındaki diğer bireyler ve varlıklara karşı aldığı tavırların, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturmaktadır. Çocuklar kendilerine yardım eden, onları anlayan ve onlarla eğlenen kişileri deneyimledikçe, çevrelerine daha ilgili ve keyifle yaklaşırlar. Sorumlu ve duyarlı birer birey olarak büyürler.

Çocuğun kişilik oluşumu anne-baba ile kurduğu iletişim çerçevesinde şekillendiği için ebeveynlerin çocuğa karşı yönelttiği sağlıklı tutum çok önemlidir. Bu tutum anne babanın birbirleri arasında ve çocuğa karşı ilişkilerinde hoşgörülü, dengeli ve sevgi dolu olmasıyla sağlanmaktadır.

Aile içi iletişim ve aile sağlığı birbirini tamamlayan iki olgudur. Sağlıklı aile, aile bireylerinin gereksinimlerinin doğal olarak karşılandığı ailelerdir. Ailenin sağlığı, aile üyelerinin arasındaki iletişimin şekli ve kalitesi ile bağlantılıdır. Aile üyelerinin arasında sınırların iyi tanımlanmış ve iletişimin yüksek olması, bu ailelerdeki çocukların sorunlarını daha rahat çözmesine, akranları ve çevresiyle daha başarılı iletişim kurmasına ve daha mutlu bireyler olmasına fırsat sağlar.

Günümüzde iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte hızlı bir toplumsal değişim yaşanmaya başlamıştır. Bu değişimden toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin de etkilendiğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle internet teknolojisinin gelişim göstermesi, toplumsal ilişkilerin daha çok sanal bir boyut kazanmasına neden olmuştur.

Araştırmalarda akıllı telefonların yaygın kullanımından sonra, internette geçirilen süre ile ruhsal bozukluklar arasında ciddi bir ilişki olduğu saptanmıştır. Televizyon ve diğer elektronik eşyalar ile olan ekran kullanımının, çocukların dünyayı keşfetme olanağını ve insan ilişkilerini kısıtladığı ve problem çözme becerilerini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Yine araştırmalar, ebeveynlerin ekranda vakit geçirme süresinin arttıkça bebekleri-çocukları ile duygusal bir uyumsuzluk içinde olduğunu göstermiştir.

Günümüz çocuklarının ekran ile olan ilişkilerinin erken yaşlarda düzenlenmesi, ileriki yaşlardaki ekran bağımlılığının engellemesini sağlayabilir. İlk 3 yaş, bebeklerin dil gelişimleri, sosyal algıları ve duygusal zekâlarının gelişimi açısından önemli bir dönem olmakla birlikte fiziksel olarak el göz koordinasyonu, kas gelişimi ve dikkat sürelerinin de hızlı bir şekilde yapılandığı bir zaman aralığıdır. Bu yüzden, ilk 3 yaşta bebeklerin ekran ile olan ilişkilerinin tercihen hiç olmaması ya da çok kısıtlı olması gerekmektedir.

İleriki yaşlarda çocukların modern hayata adaptasyonlarını sağlamak, bilgiye ulaşımını ve farklı hayat ve kültürler hakkında bilgi edinmesini sağlamak adına kontrollü bir şekilde ekran ile olan etkileşimleri sağlanabilir.

Aileler İçin Öneriler: Ekran Kullanım Süresi Ne Kadar ve Nasıl Olmalı?

18 aydan küçük çocuklar için, görüntülü sohbet dışında ekran ortamı kullanmaktan kaçının. Dijital medyayı çocuklarına tanıtmak isteyen 18 ila 24 aylık çocukların ebeveynleri, yüksek kaliteli programları seçmeli ve çocuklarının gördüklerini anlamalarına yardımcı olmak için izlenecek şeyi çocuklarıyla birlikte izlemelidir.

2 ila 5 yaş arası çocuklar için, ekran kullanımını günde 1 saat yüksek kaliteli programlarla sınırlayın. Ebeveynler, gördüklerini anlamalarına ve çevrelerindeki dünyaya uygulamalarına yardımcı olmak için medyayı çocuklarla birlikte izlemelidir.

6 ile 12 yaş arası çocuklar için, ekran kullanımını günde 2 saat ile sınırlayın. Medyanın yeterli uyku, fiziksel aktivite ve sağlık için gerekli diğer davranışların yerini almadığından emin olun.

12 yaş ve üstü çocuk ve ergenler için günlük ekran süresini 3 saat ile sınırlayın. Temel kuralları önceden belirleyin ve akşam yemeği veya araba kullanırken birlikte zaman geçirmek gibi medyasız/ekransız zamanların yanında, evde yatak odası gibi medyasız/ekransız mekânlar da belirleyerek bunları uygulamak için çocuğunuzu destekleyin.

Dijital ortamları sadece çocuklarınızı sakinleştirmek amacıyla kullanmayın.

Uyku saatinden 1 saat önce ekran kullanımını sonlandırın.

Çocuklarınız ile etkileşiminizi artıracak ekransız ortamlarda kaliteli zamanlar geçirin.