AFSÜ Bilim Kafe Etkinliğinde Gazze’deki Tıp Eğitimi Konuşuldu: Kuşatma Altındaki Tıp Öğrencilerine AFSÜ’den Destek
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Bilim İletişim Ofisi’nin “Kuşatma Altında Beyaz Önlük: Gazze’de Tıp Eğitimini Sürdürmek” başlıklı etkinliğinde konuşan Gazzeli akademisyenler ve öğrenciler, işgal altındaki Filistin topraklarında eğitim hayatını sürdürmeye çalışanların sesini duyurdu.
AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan’ın ev sahipliğinde Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi Belediye Konferans Salonunda yapılan etkinliğin moderatörlüğünü, AFSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahi Ana Bilim Dalından Doç. Dr. Usame Rakip üstlendi. Genel Cerrahi Uzmanı ve akademisyen Prof. Dr. Vafi Atalay ile Gazze El-Ezher Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri Yezen Muhammed el-Ferra ve Rüa Abu Qamar’ın video mesaj ile katıldığı etkinlikte, AFSÜ Tıp Fakültesi öğrencisi Mona Abu Qamar da bir konuşma yaptı.
Çok sayıda öğrenci, akademisyen ve AFSÜ personeli ile sivil toplum kuruluşu temsilcisinin ilgi gösterdiği etkinliğe, Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan, Afyonkarahisar İkmal ve Garnizon Komutanı Tuğg. Numan Kıral, Afyonkarahisar Belediye Başkan Vekili Eylem Ayar, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, AFSÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ümit Dündar, Prof. Dr. İbrahim Keleş ve Prof. Dr. Ahmet Ali Tuncer ile İl Müftü Vekili Murat Yılmaz ve AK Parti İl Başkanı Dr. Özgür Kavak katıldı.
AFSÜ’den Gazzeli Hekimlere Eğitim Desteği
Rektörümüz Prof. Dr. Adem Aslan, açılış konuşmasında etkinliğin, Yükseköğretim Kurulu’nun çağrısı doğrultusunda Gazze’de eğitimini sürdürmeye çalışan öğrencilerin ve akademik faaliyetlerine devam etmeye çabalayan bilim insanlarının sesini duyurmak üzere düzenlendiğini söyledi.
Gazze’deki sağlık sektörünün, İsrail saldırılarının yol açtığı yıkım nedeniyle ağır bir krizle karşı karşıya bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aslan, Gazze’deki sağlık hizmetlerinin ve eğitiminin yeniden yapılandırılması için Türkiye’deki üniversiteler tarafından çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti. Prof. Dr. Aslan, Gazze’de yaşayan tıp öğrencilerinin ve hekimlerin Türkiye’ye gelerek burslu şekilde eğitim ve uzmanlık eğitimi almaları ve mezuniyetlerinin ardından Gazze’ye dönmelerinin hedeflendiğinin altını çizdi.
Planlanan çalışmaların, İsrail’in Gazze’ye giriş çıkışları engellemesi sebebiyle henüz hayata geçirilemediğini belirten Prof. Dr. Aslan, tıp başta olmak üzere bütün sağlık alanlarında öğrenci ve uzman sağlık personeli yetiştirilmesi amacıyla öncelikle çevrim içi ve şartların uygun hâle gelmesi durumunda yüz yüze eğitim verilmesi konusunda, AFSÜ olarak aktif rol alacaklarını dile getirdi.
“Bir Üniversitenin Verebileceği En Kalıcı Destek Eğitimdir”
AFSÜ’nün, 2025 yılında, Filistinli Tabipler ve Sağlık Mensupları Derneği (FilMed) ile Avrupa’daki çatı kuruluşu PalMed’in düzenlediği “Gazze’de Tıp Eğitiminin Yeniden Doğuşu Sempozyumunun paydaşları arasında yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Aslan, o toplantıda Gazze’nin tıp fakültelerini yönetenler ile bir yol haritası belirlendiğini söyledi.
Prof. Dr. Aslan şöyle konuştu: “Bir üniversitenin verebileceği en kalıcı destek, eğitimdir. AFSÜ olarak Gazzeli kardeşlerimize bu konuda destek olmaya hazırız. Öncelikle çevrim içi ders desteği olabilir ki öğretim üyelerimiz, Gazze’deki tıp öğrencilerine kendi branşlarında çevrim içi dersler verecektir. Şartlar olgunlaştığında öğrenci kabulü ve burs desteği söz konusu olacaktır. Bunun devamında da AFSÜ Hastanesinde staj imkânı sunmaya hazırız. Bütün bu çalışmaların bir meyvesi de AFSÜ’lü akademisyenlerin Gazze’deki meslektaşlarıyla ortak araştırma ve akademik yayın konusunda yapacağı iş birlikleridir.”
“Altı Yılda Yapıldı, Birkaç Saniyede Yıkıldı”
Sözlerine, burada anlatacaklarının bir haber değil; ailesinin, arkadaşlarının ve okuduğu sokakların hikâyesi olduğunu söyleyerek başlayan Doç. Dr. Usame Rakip, “Bölgedeki ilk Tıp Fakültesi 1999’da El-Ezher adıyla ikincisi 2006’da Gazze İslam Üniversitesi adıyla açıldı; savaş başladığında Gazze’nin bütün sağlık eğitimi bu iki fakülteden ibaretti.” dedi.
Gazze’de sağlığın ve tıp eğitiminin ayakta kalmasında Türkiye’nin payının geçmişe uzandığını belirten Doç. Dr. Rakip şunları söyledi: “Gazze İslam Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin hemen yanında Türk-Filistin Dostluk Hastanesi vardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin, TİKA aracılığıyla inşa ettiği bu hastanenin temeli 2011’de atıldı ve 2017’de tamamlandı. Maliyeti yetmiş milyon dolar olan o tesis otuz üç bin metrekare, dört ameliyathane, yüz seksen odaya sahipti. Orası Gazze’de kanser hastalarının tedavi edilebildiği tek hastaneydi ve daha kurulmadan, 2010’da Gazze İslam Üniversitesi tarafından eğitim ve araştırma hastanesi olarak onaylanmıştı. Tıp fakültesinin bitişiğindeydi, öğrenciler hastayı orada görüyordu.
O hastane Kasım 2023’te, yakıtı tükendiği için hizmet veremez hâle geldi. Uydu görüntüleri, İsrail işgal ordusunun burayı on altı ay askerî karargâh olarak kullandığını gösterdi. 21 Mart 2025’te, yanındaki tıp fakültesiyle birlikte patlayıcı döşenerek havaya uçuruldu. Yılda otuz bin hastaya hizmet veren, bin yedi yüz tıp ve hemşirelik öğrencisi yetiştiren bir hastaneydi. Altı yılda yapıldı, birkaç saniyede yıkıldı.
Hastane yıkıldı ama Türkiye’nin Gazze’ye uzanan kardeşlik köprüsü kesilmedi; insani yardım, sağlık ve eğitim alanlarında bugün de sürüyor. Hastanenin yıkılmasıyla zarar gören, o köprünün tıp eğitimi ayağıydı. Bugünkü soru, o ayağın yeniden nasıl kurulacağıdır.”
Üniversiteler Yıkıldı, Dersler Çadır ve Dükkânlarda Sürüyor
Gazze’de üniversitelerin bugünkü durumundan da bahseden Doç. Dr. Rakip bu konuda şu değerlendirmeleri yaptı: “Bölgemizdeki 19 yükseköğretim kurumunun tamamı yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Altmış üniversite binası tamamen yerle bir edildi; seksen binden fazla öğrenci yükseköğretimden mahrum kaldı.
Gazze’nin üniversitelerinde yaklaşık 2000 öğretim elemanı vardı; Filistin Eğitim Bakanlığı’nın verisine göre bunların 241’i öldürüldü. Tıp fakültelerinde 58 öğrenci ve 8 öğretim üyesi hayatını kaybetti. Sağlık sisteminde 1700’e yakın sağlık çalışanı öldürüldü; 150’si uzman hekimdi. Ve bir örnek: Gazze’de savaştan önce yalnızca 4 patolog vardı, ikisi öldürüldü. Tanı hizmetinin yarısı yok oldu.
Şu an öğrencilerin yalnızca üçte biri, yüz yüze ders görebiliyor. Peki o üçte bir, nerede ders görüyor? Ayakta kalabilmiş dersliklerde, kiralanan dükkânlarda, hatta anaokullarında. Bir de Han Yunus’ta, yerinden edilmişlerin çadır kampının içinde, prefabrik yedi derslik var; üniversiteler orayı nöbetleşe kullanıyor, günde altı yüz öğrenci ders görüyor. Adını “Üniversite Şehri” koymuşlar.”
Gazze’de Türkiye’nin de desteğiyle Tıp Eğitimi ayağının yeniden nasıl kurulacağından da bahseden Doç. Dr. Rakip: “Üyesi olduğum FilMed ile PalMed’in 2025’te İstanbul’da düzenlediği toplantı, Gazze’deki tıp fakültelerinin yöneticileri ile Türkiye’den birçok üniversitenin rektör, dekan ve temsilcilerini aynı masada buluşturmuştu. AFSÜ’nün de paydaşı olduğu o toplantıdan üç adımlık bir plan çıktı: Öncelikle internet üzerinden ders ve hoca desteği; yarın Türkiye’deki üniversitelerin öğrenci kabulü katkısı, sonrası için de Gazze’deki fakültelerin yeniden inşası… Bugün burada gerçekleştirdiğimiz Bilim Kafe etkinliği, o masada alınan kararların devamıdır.” diye konuştu.
“Çadırda Elektrik de İnternet de Yok!”
AFSÜ Tıp Fakültesi 5. Sınıf öğrencisi Mona Abu Qamar konuşmasında, Gazze’deki öğrencilerin yaşadığı zorlukları anlattı. Dokuz kişilik bir ailesi olduğunu söyleyen Abu Qamar hem kendisinin hem de kardeşlerinin eğitim hayatından kesitler aktararak üniversite eğitimi için Gazze’den Afyonkarahisar’a nasıl geldiğini detaylarıyla anlattı.
Abu Qamar, Gazze’de üniversite öğrencilerinin nasıl eğitim aldığını da şu sözlerle anlattı: “Üniversitenin ilk sınıflarındaki öğrenciler için haftanın her günü dersler çevrim içi veriliyor. Dersler sosyal medya üzerinden gönderiliyor; öğrenciler elektrik ve internet bulabildiklerinde izliyorlar. Haftada bir gün öğrenciler bir salonda toplanıyor ve o gün mümkün olduğunca çok ders almaya çalışıyorlar. Bu salonlar bazen ayakta kalabilmiş derslikler oluyor, bazen kiralanan anaokulları ya da dükkânlar…
Öğrencilerin çoğu çadırlarda yaşıyor. Çadırda elektrik de internet de yok! Bu yüzden ders çalışmak için elektrik ve internet olan yerlere gitmek zorunda kalıyorlar. Ne yazık ki bu süreçte birçok öğrenci saldırılara maruz kaldı ve şehit oldu. Dördüncü sınıf ve üzeri öğrenciler uygulamalı eğitimlerini sahra hastanelerinde sürdürüyor. Bu hastaneler, çoğunlukla çadırlarda ya da hastane binalarının ayakta kalan bölümlerinde bulunuyor. Gazze’nin merkezindeki El-Aksa Hastanesi de bunlardan biridir.”
En büyük hayalinin, Gazze’ye dönüp acı çeken halkına hizmet etmek olduğunu söyleyen Abu Qamar, ailesine, evine ve sevdiklerine yeniden kavuşma temennisini dile getirerek konuşmasını sonlandırdı.
Salon kürsüsündeki konuşmaların ardından Gazzeli akademisyen ve öğrencilerin etkinliğin gündemine ilişkin önceden sorulan sorulara verdiği cevaplarla hazırladıkları videoların gösterimi yapıldı. İstanbul’da çalışan ama bölgedeki gelişmeleri son derece yakından takip eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, Gazze’deki fakültelerin ve akademisyenlerin güncel durumundan yola çıkarak Türkiye’deki üniversitelerde uzaktan eğitim, denklik ve uzmanlık eğitimi ile bundan sonraki süreçte neler yapılabileceğine dair görüş ve önerilerini aktardı.
El-Ezher Tıp Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi Yezen el-Farra’nın, ikinci sınıf öğrencisi Muhammed Abu Qamar ve dördüncü sınıf öğrencisi Rüa Abu Qamar’ın “Fakülte binası olmadan tıp okumak nasıl olur?” sorusuna Gazze’de bir çadırda ve farklı ortamlarda kaydettiği videolar ile yanıt verdiği etkinlik, katılımcılardan tam puan aldı.
Etkinlik sonunda konuşmacılardan Mona Abu Qamar’a Afyonkarahisar İkmal ve Garnizon Komutanı Tuğg. Numan Kıral tarafından, Prof. Dr. Vafi Atalay’a Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan tarafından ve Doç. Dr. Usame Rakip’e Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş tarafından Teşekkür Belgesi verildi.











