Dr. Öğr. Üyesi Akgöl: “İlaç geliştirme süreci, genellikle bir hastalığın biyolojik nedenlerini anlamakla başlar.”
Tedavi yöntemlerinin temel unsuru çoğu zaman ilaçlar olarak görülüyor. Peki, ilaçlar nasıl üretiliyor ve geliştiriliyor. AFSÜ Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Jale Akgöl, Tıbbi Farmakoloji (ilaç bilimi) hakkında sorularımızı cevaplandırdı.
Farmakoloji nedir? Bu alanın disiplinler arası özelliklerini açıklar mısınız hocam?
Farmakoloji, kısaca ilaç bilimidir. Bu alanda uzmanlaşan araştırmacılar, ilaçların kimyasal ve fiziksel özellikleri ile nasıl etki gösterdiklerini canlı organizmalarda inceler. Özlüce ifade etmek gerekirse farmakoloji, ilaçların etkili ve güvenli bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli bilimsel temeli sağlar ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunur. Farmakoloji; biyokimya, fizyoloji, genetik, kimya gibi temel bilimlerle klinik uygulamalı bilimler arasında köprü görevi gören bir alandır. Bu yönüyle farmakolojinin, disiplinler arası iş birliğine açık ve multidisipliner çalışmaları teşvik eden bir bilim dalı olduğunu söyleyebiliriz.
İlaç dediğimizde hastalıkları gidermek veya önlemek için kullanılan bütün maddelerden bahsetmiş oluyoruz ki bunların da geçmişi herhalde insanlık tarihi kadar eskidir, değil mi?
Haklısınız. Örneğin Kuzey Irak’taki Şanidar Mağarasında keşfedilen arkeolojik bulgular bize, yaklaşık 50.000 yıl önce yaşayan atalarımızın bitkisel tedaviye başvurduğuna dair ilk somut kanıtlardan birini vererek, farmakoloji tarihi için de kanıtlanabilir bir başlangıç noktası sunuyor.
İnsanların, dünyanın farklı coğrafyalarında şifalı bitkilere dayalı başlayan iyileşme arayışı; Shen Nung, Hipokrat, Galen, İbni Sina ve Paraselsius gibi öncü dehaların omuzlarında yükselmiş, 18. yüzyılda da doğa bilimleri ve kimyanın gelişmesiyle büyük bir ivme kazanmıştır.
İnsanlık tarihinde savaşlar, felaketler, kazalar, doğumlar, irili ufaklı hastalıklar insanları yaşamlarını sağlıklı bir şekilde idame etmek için güdülemiş, bu da ilaçları ve dolayısıyla farmakolojiyi tüm bilimler içinde benzersiz bir konuma taşımıştır.
Farmakoloji alanında yapılan güncel çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Modern farmakolojinin geldiği noktayı almasında teknolojik ve bilimsel ilerlemeler elbette ki son derece etkili olmayı sürdürüyor. Biyoteknoloji, genetik mühendislik ve biyomühendislik alanlarındaki hamlelerin de ilaçlarla ilgili çalışmaları, bir başka deyişle geleceğin farmakolojisini daha yenilikçi bir noktaya taşıyacağı kuşkusuzdur.
İlaç geliştirme süreci, genellikle bir hastalığın biyolojik nedenlerini anlamakla başlamaktadır. Hastalıkların sebepleri, doğası ve sonuçları bilimsel bakış açısıyla ortaya kondukça; daha güvenli ve etkili ilaçlar geliştirilebiliyor. Mekanizmalar aydınlatıldıkça hedefe yönelik tedavilerle ilaçların olası genel zararları sınırlandırılabiliyor; genetik özelliklerle hastalıklar ve tedavi ilişkisi ortaya kondukça bireylerin farklılıklarına uygun, kişiye özel tedavi yaklaşımları sunulabiliyor.
Yapay zekâ teknolojileri ilaç adaylarını belirlemede, ilaçların muhtemel yan etkilerini öngörmede, klinik araştırma süreçlerini hızlandırmada; antibiyotik üreten genlerin keşfi, yeni moleküllerin tasarımı ve üretim süreçlerinin optimizasyonu gibi mikrobiyal genetik mühendislik aşamalarını yönlendirmede kullanılıyor. Bunların yanısıra bir ilacın piyasaya çıktıktan yani kullanıma sunulduktan sonraki geniş popülasyonlardan gelen büyük verilerin analizleri de artık bu teknolojilerle işlenebiliyor. Akıllı ilaç taşıma sistemleri (nanopartiküller, liposomlar) klinikte kanser ve inflamauar hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Monoklonal antikorlar, gen tedavileri, RNA bazlı ilaçlar üzerinde yapılan çalışmaların da giderek artmaktadır. Ülkemizde de potansiyel yeni tedavilerin, ilaçların veya tıbbi cihazların güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek üzere yapılan klinik araştırmalar artmaktadır ve kurulan Faz 1, Biyoyararlanım, Biyoeşdeğerlik ve Klinik Araştırma Merkezleri aracılığıyla aşı ve ilaç çalışmalarında da önemli çalışmalar yapılmaktadır.
İlaç olarak pazarlanan ama tıbbi bakımdan uygun olmayan ürünler hakkında neler tavsiye edersiniz?
Konu sağlık ve özellikle de ilaçlar olunca bir kazanç kapısı olarak görülüp insanların suiistimal edildiği durumlar maalesef ki yaşanıyor. Tam ve güvenilir tedavinin henüz olmadığı ya da süreçleri düzeltmenin masraflı ve meşakkatli olduğu alanlarda yaş, eğitim, gelir düzeyi fark etmeksizin her birey ‘kullanılmaya’ açık hâle gelebiliyor ne yazık ki…
Bugün obezite, kellik, cinsel fonksiyon bozuklukları, kanser türleri ve her tür kronik hastalık için sürekli alternatif çözümler sunan ve standart bir ilacın laboratuvardan raflara uzanan yolculuğunda edindiği kalite süreçlerinden ve kanıt aşamalarından hiçbir şekilde nasip almayan birçok ürün, halk sağlığı için açık bir tehdit hâline gelmiş durumda.
Diğer taraftan sahte ürünler, özellikle ilaç görünümlü bitkisel takviyeler genellikle etkin olmayan, tehlikeli veya bilinmeyen maddeler içerebiliyor. Dozaj hataları ve zararlı bileşenler de yan etkilere, zehirlenmelere, tedavinin gecikmesine ve sorunların kronikleşmesine yol açabiliyor.
Bunlardan korunmak için sanal platformlardaki kolay yollardan tedavi sunan ‘mucize çözümlere’ kulak tıkamak zorundayız. Bireylerin sağlıkla ilgili bilgilere ulaşması, bu bilgileri anlaması ve bu bilgileri sağlıkla ilgili kararlarında kullanabilmesi için gerekli zihinsel ve sosyal becerileri ifade eden sağlık okuryazarlığını, erken yaşlardan itibaren eğitim sistemimize entegre ederek geliştirmek, web üzerinden kesinlikle ilaç görünümlü ürünler satın almamak, hekimlerin ve eczacımızın önerileri dışında hareket etmemek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Hekimlerin reçete ettiği ve eczanelerden temin ettiğimiz ilaçlar nasıl o aşamaya geliyor?
Potansiyel ilaçlar, çok sayıda uzmanın katkısıyla uzun, meşakkatli ve pahalı bir sürece yayılan keşif ve ön araştırmalarla geliştirilir. İlaçların içeriğindeki maddelerin veya bileşiklerin laboratuvar ve hayvan deneyleriyle güvenliği, etkinliği ve toksik etkileri değerlendirilir. Ancak bundan sonradır ki o ilacın insan üzerindeki klinik araştırmalarla tedavide kullanımı uygun bulunur ve düzenleyici kurullardan onay alınarak kullanıma sunulur. Bahsettiğim bu aşamalar genellikle 10-15 yıl sürebilmekte ve ortalama 2,8 milyar ila 3 milyar dolar arasında değişebilen son derece yüksek bir Ar-Ge maliyeti doğurmaktadır.
Tabii bir de işin diğer cephesi var. İlaç Ar-Ge yatırımları ülkelere ve firmalara hem ekonomik hem de stratejik güç sağlar. İlaç üretim süreci uzun ve yüksek maliyetli olduğu için büyük bir pazar potansiyeline sahiptir. Kendi ilacını üretebilen ülkelerin dışa bağımlılığı azalır. Hatırlayınız, dışa bağımlılığın küresel boyutunu aşılar özelinde pandemi sürecinde hepimiz yakından tecrübe etmedik mi?
Özetle ilaç üreten ülkeler ve firmalar uluslararası saygınlık elde eder. Üretim bilgisi kalifiye üst sınıf beyaz yakalılar çalıştırmayı gerektiren ilaç üretiminin, bütün aşamaları nitelikli istihdam sağlayarak ekonomik anlamda herkese fayda sağlar. İşte tam da bu açıdan bilhassa Ar-Ge ve üretim üretim boyutuyla alanda varlık gösterecek farmakologlara her zaman ihtiyaç vardır ve bu konuda uzmanlaşanların iş bulma potansiyeli son derece yüksektir.
Bir farmakolog nasıl yetişir ve belli başlı çalışma alanları nelerdir? Farmakolojide uzmanlaşmak isteyen lisans öğrencilerine neler önerirsiniz?
Farmakologların kimya, biyoloji, tıp, veterinerlik veya eczacılık gibi temel bir alanda lisans eğitimi alması gerekir. Farmakoloji, toksikoloji, farmakokinetik ve farmakodinamik gibi ileri düzey konuları içeren yüksek lisans ve sonrasında doktora programlarından mezun olanlar farmakolojinin çeşitli dallarında profesyonelleşir. Tıp fakültesi mezunları Tıpta Uzmanlık Sınavı ile Tıbbi Farmakolojiyi seçmeleri sonrasında Tıbbi Farmakoloji Uzmanı unvanını alır.
Farmakologlar; yönetici otör ilaç kuruluşlarında, ilaç firmalarında, biyoteknoloji şirketlerinde, akademik araştırma laboratuvarlarında, devletin sağlık kurumlarında ve hastanelerde çeşitli kademelerde ve klinik araştırma merkezlerinde çalışabilmektedir.
Bir farmakolog; klinik farmakoloji, farmakokinetik, farmakodinamik, farmakoepidemiyoloji, farmakoekonomi, farmakogenetik, toksikoloji, teratoloji gibi bir çok alt disiplinler öncülüğünde; temel ilaç araştırmaları, insanlar üzerinde yapılan ilaç araştırmaları, sağlığın ekonomisi, halk sağlığı, tedavi etkileri, tedavi uyumu, bireye özgü tıp, akılcı ilaç kullanımı, etik, adli tıp, toksisite araştrımaları, çevre toksisitesi, gebelikte güvenli ilaç kullanımı, yasaklı maddelerin araştırılması ve tespiti gibi birçok alanda araştırmalar yapar.
Deneysel, gözlemsel ve klinik araştırmalar sırasında temel ve dâhili tıptan birçok bilim dalıyla birlikte çalışan bir farmakoloğun takım arkadaşları; sosyal farmakoloji alanındaki çalışmalarda, ilaç epidemiyologları, sağlık ekonomistleri, avukatlar, ilaç düzenleyici otoriteler, sigorta uzmanları ve iletişim uzmanları olabilir.
Gıdaların, kullandığımız probiyotiklerin, ek ilaçların kullanılan ilaçlarla ilişkisi gibi dinlediğimiz müziğin de ilaçlarla etkileşimi araştırılabilmektedir. Müzikal farmakolojide çeşitli müzik bestelerinin; ses seviyesi, frekans seçimi ve tempo değişiklikleri gibi müzik ögeleri dikkate alınarak, farklı hastalıklarda; örneğin depresyon ve ilgili bozuklukları, otizm ve diğer bozuklukları tedavi etmek için kullanılmasına yönelik yöntemler belirlenebiliyor. Hatta şu an farmakope’lerinde 55 tıbbi müzik parçası mevcut. Özetle farmakoloji biliminin, inovatif, multidisipliner ve gelişime açık özellikleri; özgün araştırmalar planlayan araştırmacılara alan açabilmesine olanak sağlar.
Yeni ilaçları, tedavi yöntemlerini, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip ederek bilgilerini güncel tutmak için farmakologların eğitim ve mesleki gelişim fırsatlarını sürekli takip etmesi zorunludur. Farmakolojiye ilgisi olanlar için temel yeterlilikleri; disiplinler arası çalışmaya yatkınlık, araştırmaya muazzam bir tutku, analitik düşünme ve okumayı gerçekten sevmek şeklinde sıralayabilirim. Farmakolojiye ilgi duyan herkese ve alana katkı sağlayan değerli bilim emekçilerine selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum.
Jale Akgöl kimdir?
Dr. Jale Akgöl, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olup Tıbbi Farmakoloji alanında doktora eğitimini tamamlamıştır. Akademik kariyerine AFSÜ Tıp Fakültesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak devam etmektedir. Klinik Farmakoloji, akılcı ilaç kullanımı, tedavi uyumu, dijital sağlık teknolojileri ve nörofarmakoloji alanlarında çalışmalar yürütmekte; ulusal ve uluslararası projelerde yer alıp, sağlık bilimleri ve farmakoloji üzerine kitap ve makalelere katkı sunmaktadır.




